Emeğe Saygı Taklitlerden (1) Sakınmayı Gerektirir
2008 yılında İsveç Tarih Enstitüsünün kurucusu ve “İsveç Tarihinin babası” olarak anılan Prof. Sven Lagerbring’in, “İsveççenin Türkçe İle Benzerlikleri” kitabını çevirmiştim.
2008 yılında İsveç Tarih Enstitüsünün kurucusu ve “İsveç Tarihinin babası” olarak anılan Prof. Sven Lagerbring’in, “İsveççenin Türkçe İle Benzerlikleri” kitabını çevirmiştim. Konuya ilişkin eklerde yaparak Kaynak Yayınları’ndan yayınlamıştık.
O küçük kitap yalnız Türkiye’de değil uluslararası alanda da büyük ilgi gördü. Ama başına gelmeyen de kalmadı.
Biri kopyala yapıştır yoluyla “Viking Sırları” diye bir kitap hazırladı. İntihal nedeniyle mahkemeye verdik kazandık. İntihalci aslında güzel işler yapabilecek biriydi. Kayboldu gitti.
Birçok kişi gene “kopyala yapıştır; tümcelere takla attır” yoluyla makaleler yazdılar. Biri kitabı olduğu gibi Academia’ya yapıştırdı...
Kitapta İsveçlilerin Türk kökenli olduklarına, Türkçe ve İsveççe dilleri ve yazıları arasındaki benzerliklere ilişkin bilgiler yer alıyordu. Artık aramızda olmayan Değerli dost Mehmet Turgay Kürüm’ün İskandinav runik yazılarını okuma denemeleri vardı.
Bunlar Almanya’da yaşayan bir üniversite öğrencisinin ilgisini çekmiş ve üniversite bitirme tezini o konuda yaptı..
Ben dahil bu konulara ilgi duyan pek çok araştırmacımız, akademisyenimiz, hepimiz mutlu olduk. Yazıştık. Ben kendisine İsveç’te Uppsala Üniversitesi’nde Runoloji okumasını önerdim.
Vatan Partisi Gn. Bşk. Doğu Perinçek de tezi okumuş, genci Ulusal Kanal’a çıkardı. Genç televizyonda bu konulardan bu kitap sayesinde haberi olduğunu açık yüreklilikle anlattı.
Doğu Perinçek pek çok kişiyi yazın hayatına kazandırmıştır. Bunların en ünlüleri Turan Dursun ile Muazzez İlmiye Çığ’dır. Aydınlık’ta, Ulusal Kanal’da ya da partide çalışan ve kendilerinde bilgi birikimi olduğunu gördüğü kişileri kitap yazmaya özendirmiştir. Bu kez yanıldı. Gencin tezini Kaynak Yayınları’nda “Cermen Runik Yazısının Türk Kökeni – Batıda Runik Yazının Kökeni Üzerine Tartışmalar” adıyla yayınlattı.
Bu ilgi ÇÇ’nin başını döndürmüş olmalı ki, birden herşeyi kendisinin keşfettiğini ilan etti. Kitabın daha sunuş bölümünde profesörlerin yapamadığını kendisinin yaptığını, runik yazının Türk kökenli olduğunu kendisinin keşfettiğini öne sürdü. Oysa başta Kazım Mirşan yıllardır bu yazıları okuma çalışmaları yapıyordu. Yıllar önce yazdığı “Erken Türklerin Skandinavya Yazıtları” isimli bir kitabı var. En yakın dostları Haluk Tarcan ve Turgay Türfekçioğlu bu konuları gayet iyi biliyorlar. Bir diğer araştırmacımız Mehmet Turgay Kürüm runik yazıların Türkçe okunabildiğini ispatlamak için yıllarca dirsek çürüttü.. Prof. Dr. Necati Demir, Prof. Dr. Osman Karatay gibi çok sayıda araştırmacılarımız var... Say say bitmez. Bunlara bir de dünyada bu konularda çalışanları ekleyin.
ÇÇ geçenlerde benim 2008 yılında İsveççeden büyük zorluklarla ve pekçok uzman dostumun yardımıyla çevirip yayınladığım Sven Lagerbring’in 1764’te yazdığı İSVEÇÇE eseri , kapağına, “Çeviri ve sunuş: Çağıl Çayır” ve “ARAŞTIRMA”[!] yazıp Kutlu Yayınevi’nden yayınladı.
Daha önce, kapağa “Von Çağıl Çayır” deyip Almancasını ve “By Çağıl Çayır” yazıp İngilizcesini paylaştı. ÇÇ’nin İsveççe bilmediğinden haberi olmayanlar zat ı muhteremin şıkır şıkır çeviri yaptığını sanıyor. İnsanın aklına, yapay zeka kullanarak her dilden her dile çevirti yaptırabileceği gelmiyor ki...
İyi güzel kutlu olsun AMA bakıyoruz, aaaa bu akıllı genç İsveççe bilmiyor. Nasıl olur?!.
İnsan bilmediği bir dilden, üstelik 1764’te yazılmış eski bir metni nasıl çevirir?
Facebook’ta paylaştı. Bilmediği dilden nasıl çevirdiğini sordum. Beni engelledi, elektronik posta ile sordum, yanıtlamadı. Uzunca bir eleştiri ile kafasına vura vura yaptığı işin yanlış olduğunu beynine sokmaya çalıştım.
Sonunda baklayı ağzından çıkardı. Meğerse Yapay zekaya çevirtmiş, kendi çevirmiş gibi kendi adını yazmış
Bu arada kendisine kapıları aralayan VP Gn. Bşk. Doğu Perinçek’i araya koydu. Perinçek bir hukuk doktoru olarak bunun intihal sayılamayacağını ama etik olarak çok yanlış olduğunu belirterek hukuksal yola başvurmamamı rica etti.
Sayın Perinçek haklıydı. Bir eser yetmiş yıldan daha eskiyse bir başkası da aynı eseri çevirebilir de çevirtebilir de. Yani hukuk açısından sorun yoktur AMA ciddi bir ahlak sorunu vardır.
Diğer bir deyişle ÇÇ kendisinden iyi şeyler bekleyen Perinçek’in yüzünü de kara çıkarttı.
Yapay zeka da olsa başkasına yaptırdığınız çeviriyi kendiniz yapmış gibi sunamazsınız. Okuyucuyu 1700’lü yılların İsveççesini sular seller gibi bildiğiniz şeklinde bir yanılgıya düşüremezsiniz.
ÇÇ benim Sven Lagerbring’den 2008’de yaptığım özgün eserimden yararlanarak kitabı hazırlamış ise intihal sorunu ortaya çıkıyor. Bu durumda hukuksal süreç işler. Kitabı henüz görüp incelemedim. İnceleyeceğim.
ÇÇ yapay zekaya çevirtme işini sistemli hale getirmiş olmalı ki; geçenlerde gene bilmediği bir dil olan Latinceden bir “ÇEVİRTİ” yaptırmış; üstüne gene kendi adını yazmış. Benden de bu fabrikasyon “çevirti”ye önsöz yazmamı istedi. Cüretine, cesaretine şaşırdım. Yanlışa önsöz yazmak onu meşrulaştırmaktan başka bir şey değildir. Yanıt vermedim.
Yapay zeka istismarı artık çıkar için sistemli bir şekilde kullanılıyor. Bir yandan yayınevi öte yandan ÇÇ tıkır tıkır satış yapıyorlar.
Özgün çeviri ile yapay zeka çevirisi arasındaki ayrımı, el işi halı yapmakla fabrika halısı arasındaki benzetiyorum.
Birinde sizin bilginiz beceriniz, kültürünüz, birikiminiz, duygularınız, göz nurunuz, emeğiniz yer alıyor diğeri ise bir programın, makinenin, robotun, çıkardığı mal.
Önceleri korsan yayın, intihal sorunlarımız vardı şimdi bunlara yapay zekanın istismarı ve yapay ürün sorunları eklendi.
Günümüzde özgün ürünleri korumak, taklitlere itibar etmemek daha da önemli.
Yapay zeka konusunda yazmaya, tartışmaya gereksinmemiz var.
(1) TDK’ye göre “taklit” sözcüğünün sözlük anlamı:
1. Belli bir örneğe benzemeye veya benzetmeye çalışma; öykünme.
2. Benzetilerek yapılmış şey; imitasyon.


Yorumlar (0)