Bayram Muhabbeti: Siyaset, Sefalet, Rezalet, Felaket

Son günlerde gördüklerim, duyduklarım, yaşadıklarım şaşkına çevirdi beni.

Bayram Muhabbeti: Siyaset, Sefalet, Rezalet, Felaket
Bayram Muhabbeti: Siyaset, Sefalet, Rezalet, Felaket

Son günlerde gördüklerim, duyduklarım, yaşadıklarım şaşkına çevirdi beni.
     Üç maymunu oynayamıyorum.
     Konuşuyorum, yazıyorum.
     Darılıyorlar, kırılıyorlar, kızıyorlar.
     Üç maymunu da oynayamam.
     Gene yazayım dedim; acılı bir bayram muhabbeti olsun...

.....

     Geçen hafta Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ile 1979’da İran İslam Devrimi ile devrilen son İran şahı Muhammed Rıza Pehlevi’nin oğlu Rıza Pehlevi buluşmuşlardı.

     Facebook’ta İsveçli devrimci gazeteci yazar dostum Stefan Lindgren onların resmini paylaşmış, “kaka söker maka (Kurabiye eşini arıyor)” demiş.

     Bu İsveççe deyim bizdeki “tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş” sözünün karşılığı.

     Kaka bizim kurabiye gibi bir şey. Eskiden ortasında delik bırakıp ikişer ikişer ipe asarlarmış. Maka da eş demek. Dengi dengine eşleştirirlermiş.

     Hazretler Paris’te buluşmuşlar; Zelenski, Ukrayna’nın İran’a karşı ABD’ye askeri destek vereceğini açıklamış. Sahte şah da tüm batılıları “İran’a karşı haçlı seferi (the crusade against Iran)” başlatmaya çağırmış.

     Tut birini vur ötekine...

.....

     İki eski büyükelçinin, Selim Kuneralp ve Kaya Türkmen’in İran hakkındaki yazılarını okudum.
     İkisi de AB’ci, ABD’ci, NATO’cu...
     Selim Kuneralp “Karen Fogg’un E-Postalları” kitabında ifşa edilen e postalarıyla ün kazanmıştı.

     Kuneralp, tarafsızlık maskesiyle her iki taraf da haksız diyor. Ne siyonist yayılmacılıktan ne de emperyalist saldırganlıktan söz ediyor.(1)
     Kaya Türkmen Kıbrıs büyükelçisi iken eşinin Güney Kıbrıs’tan şarap satın almasıyla ilk ününü kazanmıştı. (2)

     Türkmen yazısında, İran halkının ne denli kültürlü, sanatçı ruhlu, uygar bir halk olduğunu anlatıyor. (3) İran halkını, hiç zamanı, mekanı, koşulları uygun değilken, överek ve en önemlisi Siyonist, emperyalist saldırılardan söz etmeyerek İsrail ve ABD’yi maskeliyor.

     Bunlar sözde devlet terbiyesiyle büyümüşler ama hani ya Mustafa Kemal Atatürk’ün emperyalizme karşı mücadelesi? Hani Zalimlere karşı mazlumların yanında olmak?..
     Kaya Türkmen’in yazısını Facebook’ta eleştirdim. Beni engelledi. Arkadaşlıktan çıkardı. Pek de nazlılar... Burunlarından kıl aldırmayan ekselanslar. Daha önce de yapmıştı bunu.

     Ama kafayı kuma gömmekle eleştiriden kaçılır mı?

     Daha önce de eleştirdim; şimdide eşeştiriyorum. Gözüm bundan sonra daha fazla bunların üzerinde olacak.
     Sözde devlet terbiyesi görmüş. Kitap da yazmış “Devlet Terbiyesi” diye. Başka bir yazıda anlatacağım.

     Çoğu büyükelçilerimizle geçinemedim yaşamım boyu.

     “Bizim Ekselansların Halleri” başlıklı bir yazı yazmıştım o konuda. Sohbeti uzatmak isteyen şuradan okuyabilirler: https://www.ulusal.com.tr/makale/8466332/abdullah-gurgun/bizim-ekselanslarin-halleri

.....

     Ağızlarına Siyonizm, emperyalizm almayan yalnız hariciyemizin sabık sefirleri değil. Hariciye nazırımız Hakan Fidan da 19 Mart günü hiç de Türkiye Cumhuriyeti hariciyesine yakışmayan bir bildiriye imza attı. Riyad’da ondokuz Müslüman ülke, içinde tek bir Siyonizm, Emperyalizm geçmeyen, uluslararası hukuk kurallarının ayaklar altına alınmasına değinmeyen, Ortadoğu’yu yıllardır alev alev yakan, genç yaşlı, kadın erkek yok eden, soyunu kurutan İsrail ve ABD’ye tek söz etmeyen ve İran’a çatan bildiriyi imzaladılar.

     Bu kadarla kalsa iyi.

     Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Ramazan Bayramı mesajında günümüz Türkiye’sinin dış siyasetinin ana tutumunu şu tümceyle özetlemiş oldu:

     “Rabbim Ramazan Bayramı’nı tüm alemi İslam için bir kurtuluşa, bir dirilişe vesile olmasını bizlere nasip eylesin”.

      Sözün özü, dış siyasetimiz ve diğerleri gibi sefalete, rezalete ve felakete dönmüş ve Allah’a havale edilmiş durumda.

.....
     Türkiye Yazarlar Sendikası, 21 Mart Dünya Şiir Günü için bildiri yayınladı. Ne var ki, bildiride saldırganlığa, yayılmacılığa, emperyalizme, siyonizme karşı çıkış yok. Bildiride şiir için “İnsanın, insan olmanın değerleri içinde yaşadığı / var olduğu yere doğrudur çünkü kalbi” deniyor. Şaire, şiire bir görev verilmediği öne sürülüyor.

     Aklıma yıllarca İsveç Yazarlar Sendikası başkanlığını yapan değerli şair dostum Peter Curman’ın ABD’nin Irak’ı işgali sırasında İstanbul’da yapılan bir toplantıda okuduğu şiir geliyor.

 

ŞAİR TEK BAŞINA NE YAPABİLİR?
PETER CURMAN

Şair tek başına ne yapabilir savaşa karşı
Benim yanıtım: çok şey!
Şiirler öldüren mermiler değillerdir
Şiirler yaşamdan mermilerdir
Şair nişan alıp da ateş ettiğinde
Yüreğinden vurur!
Şiir ansızın parlayabilir
Gece karanlığında bir işaret fişeği gibi
Herkes için gizli dünyalar taşırız biz
Şiirin canlandırabildiği
Yüreğini coşturmak ve genişletmek
En büyük hüneridir şairin
Onun için:
Dünyanın bütün şairleri ateş edin!
Barış mermilerini boşaltın
Zırhlı böğrüne düşmanın!
Şiirin farlarını gecenin karanlığına yakın
Sözcüklerimiz bir barış kasırgası üflesin
Ki, silahları
Yapraklar gibi uçup gitsin ellerinden saldırganların!

 

     Yazılı muhabbeti bizim destanlar şairimizin dizeleriyle bitirelim.

     Şeker Bayramı’nızın tadına azıcık acı ekledik; hoş görün.

     Umarım siz de acılı seversiniz.

 

FARS PARSI KÜKRÜYOR
HÜSEYİN HAYDAR

(İran aslanının kükremesi, Amerikan ve Siyonist
emperyalist ordusunu ezip geçecektir.)

غرش شیر ایرانی، ارتش امپریالیستی

آمریکا و صهیونیست را در هم خواهد کوبید.

***
Sübhanallah ile kıyama kalkıp Arzı Ala’ya yürüyen Âlidir!
“Şehadette, Cesarette, Feragatte eşitlik”* sağlayan veli:
Ey Hamaney! İnsanlık için canını sakınmayan sıra neferi,
Mezopotamya, gök gürültüleriyle dağları ayağa kaldırdı.
Firdevsi öğütlerini aklında taşıyan akıl, gönül çırasını yaktı:
Kör etti ilahi ışığıyla küresel şeytanın borsa çerilerini.
***
İran aslanları kükrüyor şafak vakti, Fars Parslarıdır,
Çıkıp geldiler Şirazi Hafız Divanı’ndan Fatiha satırlarıyla.
Onlar, yedi başlı canavarı kırk parçaya ayıranlardır.
Kol kola girdi medet ya Hüda ile, Turan illeriyle Fars illeri.
Felekler döner, buğday gibi topraktan evliyalar biter,
Süreyya ile kutlu Ülker, ışık hızıyla kucaklaşır, barış tüter.
***
Dedim, boş mu verdin ölümsüzlük tamahına ey Seyit?
Dedim, ey şehit söyle bize, nasıl geçtin Basra Körfezini?
Çıplak ayak yürürken deniz üstünde, kâfir füzeleri altında?
Dedim ki: Nereden öğrendin, ölümü ölümsüz kılmayı,
Dedi ki: İran’ın bayrağına dalgalanırken bak, anlarsın.
Muhsin Fahrizade, sırtını sıvazladı Süleymani Kasım’ın,
Kucaklaştılar, kırk bölük telli turna döndü durdu üstlerinde.
***
Gökyüzünde yıldız kümeleri birlik oluyor, kanaatle,
Dedim: Yeryüzü büyük insanlığın konağına yürüyor ya Ali.
Dedi: Şeytan ile kavga, zalim ile savaş ibadettir Adem’e,
Hüseyni kudretiyle karıncayı boğulmaktan kurtarır.
Diyorlar olup biteni görüyor hakikat, geçer zulmün önüne:
Şad olsun diye halk marifetle, ulu Tur dağı dümdüz.
Kendini yakar Hürmüz, gazyağı feneri aydınlatır küreyi:
Fars Parsı ulur, petrol çakalları kuyularda boğulur.
***
Toplanır milletlerin yiğitleri, yılmaz fedaileri öne çıkar:
Kâbuslarından kurtulan insanlığın Hamaneyleri var.
Yılanlı kötülük, nefret üreten kapital mandası sürünür,
Bilderbergler hile bürünür, Dolar surları üfürükle sökülür:
Mıstır Trump, Kansaslı lağım sıçanı gibi kısılır kanalda!
Yükselen Asya orduları görünür, mazlumlar serden geçer,
Hamaney belirir birden, elleri gül, yumruğu demirden.

Evet, İran aslanının kükremesi, Amerikan ve Siyonist emperyalist ordusunu ezip
geçecektir!

Mazlumlar zalimleri yenecektir.