Türkçemizi Koruyalım

Karamanoğlu Mehmet Bey, 13 Mayıs 1277’de “Şimden girü hiç kimesne kapuda ve divanda ve mecalis ve seyranda Türki dilinden gayri dil söylemeyeler!” bugünkü söyleyişle “Bugünden sonra hiç kimse sarayda, divanda, Mecliste ve seyranda Türkçeden başka dil kullanmaya!” diyerek Türkçemizi resmî dil ilan etmişti.

Mayıs 14, 2026 - 09:04
Güncellenmiş: 4 Saat önce
0
Türkçemizi Koruyalım
Türkçemizi Koruyalım

Karamanoğlu Mehmet Bey, 13 Mayıs 1277’de “Şimden girü hiç kimesne kapuda ve divanda ve mecalis ve seyranda Türki dilinden gayri dil söylemeyeler!” bugünkü söyleyişle “Bugünden sonra hiç kimse sarayda, divanda, Mecliste ve seyranda Türkçeden başka dil kullanmaya!” diyerek Türkçemizi resmî dil ilan etmişti.

O nedenle bugünü bayram olarak kutluyoruz.

Bir de 26 Eylül - 5 Ekim 1932 tarihleri arasında toplanan 1. Türk Dili Kurultayı var. Kurultay sonrasında Atatürk Türkçenin durulaşması, zenginleşmesi kültür ve bilim dili olarak gelişmesi için çalışmıştır. Türkçenin önemini, "Türk dili; Türk milletinin kalbidir, zihnidir" ve "Türk dili, Türk ulusu için kutsal bir hazinedir  sözleriyle vurgulamıştır.

Atatürk'ün, "Türk ulusunun dili Türkçedir. Türk dili dünyada en güzel, en zengin ve en kolay olabilecek bir dildir. Onun için her Türk, dilini çok sever ve onu yükseltmek için çalışır" sözüyle ulusumuzdan Türkçe konusunda duyarlı olmasını istemiştir.

1.      Türk Dil Kurultayı’nın ilk günü olan 26 Eylül de Türk Dil Bayramı yapılmıştır.

Atatürk, Türk Dil Kurumu'nu (Türk Dili Tetkik Cemiyeti) kurarak Türkçenin yabancı dillerin etkisinden kurtarılmasını, konuşma dili ile yazı dili arasındaki ayrımın kaldırılmasını ve dilin özüne dönmesini, durulaşmasını hedeflemiştir.  Türk Tarih Kurumunu kurarak tarihimizin en derin köklerine dek inilmesini, Batı etkisinden, Avrupa merkezci Helen / Grek / Yunan sahtecilerinden kurtarılmasını amaçlamıştır.

Türk Tarih tezi ve Güneş Dil Teorisi ışığında uzmanlar, araştırmacılar, bilim adamları yetiştirmek için Dil Tarih Coğrafya Fakültesi kurulmuş. Çalışmalar Ata’nın ölümüne dek ne güzel giderken, sonrasında U dönüşü başlamış ve bugünlere gelmişiz.

.....

1980’li yıllarda TRT’ye, Cumhuriyet’e, NOKTA’ya ve Aydınlık’a muhabirlik yapmıştım. Ne yazık ki, hiçbirinin Türkçeye özen göstermediklerini söylemeliyim. En iyi Türkçeyi kullanan TRT’nin bile yukardan emirle yozlaştırıldığına tanık oldum. Broşür gibi bir “talimat” geldi, hangi sözcükleri kullanmayacağımız, onların yerine hangi sözcükleri kullanacağımız yazılıydı. O sıralarda Türkçeye çok daha fazla duyarlıydım. Arı Türkçe kullanma çabamı bırakmadım. TRT beni bıraktı.

Dün değerli yazarımız Kemal Ateş’in Aydınlık Gazetesi’ndeki köşe yazılarına son verdiğini öğrendim. Üzüldüm. Severek okuduğum ve Türkçe üzerine verdiği bilgilerden yararlandığım bir yazarımız. Zaman zaman Aydınlık’ı da uyarıyordu. Daha önce Özdemir İnce ve Hayati Asılyazıcı vardı orada; onlar da ayrılıp gittiler. Yazık oldu.

Tüm gazete, radyo ve televizyonlarımızın Türkçemize özen göstermeleri gerekirken neredeyse bozma yarışındalar. Ama hiç değilse TRT’nin Ata’nın gösterdiği hedef doğrultusunda halkımıza doğru Türkçe ile seslenmesi ve doğru Türkçenin öğrenilmesini amaçlaması gerekir.

Ulusal Kanal, Sözcü TV, Halk TV ve diğer tüm kanallara görev düşüyor. Boş vermemek gerekiyor.

Gazete ve yaynevlerinde eskiden düzeltmenler olurdu. Bir sözcüğün nasıl yazıldığını bir gazete ya da kitaba bakıp anlayabilirdiniz. Şimdi doğru bildiğimizden kuşku duyar olduk.

Kuşkusuz Türkçeye özen göstermek başta kendi üstümüze düşen bir görev ama her kurum ve kuruluşumuz da duyarlı olmalı.

Örneğin mahkemelerden, devlet kuruluşlarından ya da belediyelerden gelen yazılar duru, öz Türkçe midir?

Belediyelerden cumhurbaşkanlığına dek görev düşüyor. Hem kendileri dilimize özen göstermeli hem de gösterilmesini sağlamalıdırlar.

Türkçemiz tüm yayın organlarında bilinçli ya da bilinçsiz yozlaşma ve bozulma içinde. TDK’nin de sorumluluğu var.  Artık kendi gönlüm ve kafama göre, doğru bildiğimi yazıyorum.

.....

Bir de siyasal araç olarak Türkçeye karşı bilinçli oyunlar oynanıyor.

Uzun zamandır yer isimlerinde de korkunç bir bozulma, yozlaşma görüyoruz. Sokaklarda Türkçe isim göremez olduk. Yurttaş bir iş yeri açıyor, adını başka dilden bir sözcük koyuyor.

Örneğin Diyarbakır’a Amed diyor; oradaki Diyarbakırspor’a da Amedspor... Yılmaz Özdil bir videosunda konuyu en ince ayrıntısına dek anlatmış (1). Aslıda Amedspor’un tohumunu atan Türkçülüğün tohumunu atan Diyarbakırlı Düşünür / Yazar Ziya Gökalp. Ama Kürtçüler alayı Kürdistan’a bağlamak istiyorlar. Örneğin kim bağlamak istiyor? Kasrı Konca’nın sahibi, toprak ağası, soyadı Ahmet Türk. “Kürdistan’ın bir takımı...” diyor. Güneydoğu ve Doğu Anadolu’nun adına inatla Kürdistan diyorlar. Bir de bayrak uydurmuşlar Türk bayrağına karşılar. Türkiye’nin kalbinde başkent Ankara’da bile ODTÜ’de bayrak açan, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diyen öğrencilere ve Türk bayrağına saldırıyorlar. Türkiye’deki Türkçe yer isimlerini sistemli bir şekilde değiştirmeye çalışıyorlar. Örneğin Diyarbakır değil: cumhuriyet döneminin Tunceli’sine inatla Dersim diyorlar, İstanbul’a Konstantinopel, İzmir’e Smyrna, 900 yıllık Beşparmak Dağları’na Latmos demeyi yaygınlaştırmaya çalışıyorlar.

Türk yurdu, ulusu, tarihi, bayrağı, coğrafyası, kültürü ve Türk dili; TÜRKÇEMİZ bilinçli, ısrarlı, kararlı ve sistemli bir saldırı altında. Emperyalizm, “Türkiye’yi Türklere bırakılmayacak kadar değerli” görmekte ve yalnız askeri, siyasi, ekonomik olarak değil kültürel olarak da saldırı altında tutmakta.

Kısacası, "Türk dili; Türk milletinin kalbidir, zihnidir". Türkçemize saldırı varlığımıza saldırıdır.

“Bugünden sonra hiç kimse sarayda, divanda, Mecliste ve seyranda Türkçeden başka dil kullanmaya!”

Gazi Mareşal Mustafa Kemal Atatürk ve Karamanoğlu Mehmet Bey’in sözleri kulağımıza küpe olsun.

Türk Dil Bayramı Kutlu Olsun!

(260513)

Abdullah Gürgün

Muğla - Milas – Bafa, 1950 doğumlu, Gazetecilikle 1969 yılında İstanbul’da tanıştı. Yeşilçam ve ABC gazetelerinde Muhabirlik yaptı. 1971’de Avusturya – Viyana’ya gitti. İşçiden İşçiye Haberler dergisini çıkardı. 1974’te İsveç – Stockholm’e taşındı. Aynı yıl Birlik dergisini çıkardı. Stockholm Gazetecilik Yüksek Okulu, Kalix Halk Yüksek Okulu Film Bölümü, Stockholm Üniversitesi’nde Eski Kuzey Dilleri ve Lund Üniversitesi’nde Runoloji okudu. İsveç Radyo ve Televizyonu’nda çalıştı. Aydınlık, Cumhuriyet, Nokta ve TRT’nin İsveç temsilciliklerini yaptı. Birçok İsveç ve Türkiye dergilerinde yazıları yayınlandı. İkisi şiir çevirisi olmak üzere yedi kitap yayınladı. Türkiye ve İsveç’te gazetecilik ve yazarlık çalışmalarını sürdürüyor.

Yorumlar (0)

User