Yeni Parti, Eski CHP!
Siyasette taşlar bir kez daha yerinden oynadı. Özgür Özel, CHP’den ayrılarak yeni partisini kurdu. Partinin adı ise Yeni Parti.
Siyasette taşlar bir kez daha yerinden oynadı. Özgür Özel, CHP’den ayrılarak yeni partisini kurdu. Partinin adı ise Yeni Parti.
Kulağa biraz fıkra gibi geliyor olabilir. Ancak ortaya çıkan siyasi tablo hiç de fıkra değil.
Çünkü Özgür Özel’in CHP’den ayrılmasıyla birlikte muhalefet cephesindeki dengeler tamamen değişti. Özgür Özel’in kurduğu Yeni Parti, 91 milletvekiliyle Meclis’in ikinci büyük siyasi gücü konumuna yükselirken, CHP ise 44 sandalyeye kadar geriledi ve Meclis’teki sandalye sayısı bakımından beşinci parti konumuna düştü.
İşte asıl hikâye şimdi başlıyor.
Çünkü Türkiye’de siyaset artık yalnızca iktidar ile muhalefet arasındaki bir yarıştan ibaret değil. Muhalefetin kendi içerisindeki bölünmeler, yeni siyasi oluşumlar ve seçmenin değişen tercihleri, önümüzdeki seçimlerin kaderini doğrudan belirleyecek.
Peki, sol seçmen önümüzdeki seçimlerde nasıl bir yol izleyecek?
İşte bu sorunun cevabı, seçim gecesinin en büyük sürprizlerinden birini ortaya çıkarabilir.
CHP’nin bu kadar büyük bir güç kaybetmesinin en önemli nedenlerinden biri de Kemal Kılıçdaroğlu ve Gürsel Tekin gibi isimlerin, Özgür Özel’e destek vererek yeniden bir bütün oluşturmak yerine ayrı bir siyasi çizgide hareket etmesi olarak değerlendirilebilir. Bu isimlerin iktidar partisine yakın durduğu yönündeki eleştiriler ve Özgür Özel’le aynı çatı altında buluşmak yerine farklı bir siyasi kutupta konumlanmaları, muhalefetin gücünü artırmak yerine daha da bölünmesine yol açmış olabilir.
Biz buna siyasette ne diyoruz?
Bana göre bunun adı, siyasi sorumluluktan çok koltuk hesabıdır.
Çünkü siyaset, kişisel hesapların ve makam mücadelelerinin ötesinde, ortak bir hedef doğrultusunda hareket etmeyi gerektirir. Muhalefetin bir bütün olmak yerine parçalanması ise en çok seçmenin kafasını karıştırır.
Üstelik önümüzdeki seçimlere kadar bu tablonun değişmesi de pek mümkün görünmüyor. Bugünkü siyasi atmosfer devam ederse, Kılıçdaroğlu ve ekibinin seçimlerde baraj altında kalması benim açımdan şaşırtıcı olmayacaktır.
Elbette bunun kararını sandıkta seçmen verecek.
Çünkü siyaset, eninde sonunda seçmenin iradesiyle şekillenir. Seçmen kendisine yeni bir adres bulduğu anda, geçmişte güçlü olan siyasi yapıların gücü de bir anda anlamını yitirebilir.
İşte bu nedenle CHP’nin bölünmesiyle birlikte oyların önemli bir bölümünün Yeni Parti’ye yönelmesi şaşırtıcı olmayacaktır. Özellikle mevcut CHP yönetimine mesafeli duran ve siyasette yeni bir çıkış arayan seçmenler için Özgür Özel’in kurduğu Yeni Parti, yeni bir adres hâline gelebilir.
Özgür Özel açısından bakıldığında ise yeni bir parti kurmak, siyasi kariyerinde atabileceği en büyük adımlardan biriydi. O da bu adımı attı.
Şimdi sıra sandıkta.
Yeni Parti, iktidar partisini zorlayabilir mi?
Zorlayabilir.
İktidarı geçebilir mi?
Geçebilir.
Hatta bugün birçok kişiye imkânsız gibi görünen bir tablo, seçim günü gerçeğe dönüşebilir.
Çünkü Türkiye’de seçmen, sandık başına gidene kadar kararını değiştirebilen bir seçmendir. Daha önce de bunun örneklerini gördük.
Yerel seçimlerde “olmaz” denilen oldu.
“İmkânsız” denilen gerçekleşti.
“Bu seçim böyle biter” denilen gecenin sonunda bambaşka bir tablo ortaya çıktı.
Bu nedenle Özgür Özel’in Yeni Partisi’nin seçimlere kadar ciddi bir ivme yakalaması ve büyük bir sürprize imza atması hiç de uzak bir ihtimal değil.
Üstelik mesele yalnızca Özgür Özel’in iyi bir lider olup olmadığı da değil.
Mesele, Türkiye’deki siyasi atmosfer.
Bir tarafta mevcut CHP’ye yönelik tepkiler…
Diğer tarafta AK Parti’ye yönelik tepkiler…
Ve bütün bunların arasında kendisine yeni bir çıkış yolu arayan milyonlarca seçmen…
İşte Yeni Parti, tam da böyle bir siyasi ortamda ortaya çıkıyor.
AK Parti açısından bakıldığında ise CHP’nin bölünmesi ve muhalefetin parçalanması, iktidarın elini güçlendiren bir gelişme olarak görülebilir. Ancak burada önemli bir ayrıntı var:
Muhalefetin bölünmesi, her zaman iktidarın kazanacağı anlamına gelmez.
Bazen bölünen muhalefet, yeni ve daha güçlü bir siyasi hareketin doğmasına da zemin hazırlayabilir.
Yeni Parti de tam olarak bunu başarırsa, Türkiye’nin siyasi dengeleri yeniden değişebilir.
Fakat burada çok daha kritik bir soru var.
Diyelim ki Yeni Parti, seçimlerde AK Parti’yi zorladı ve hatta birinci parti oldu.
O zaman ne olacak?
Özgür Özel’in siyasi geleceği nasıl şekillenecek?
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere, CHP’li belediye başkanlarıyla ilgili yaşanan siyasi ve hukuki tartışmalar yeniden gündeme gelecek mi?
Yeni siyasi dengeler, iktidarın muhalefete bakışını değiştirecek mi?
Bütün bunların cevabını zaman gösterecek.
Ama değişmeyen tek bir gerçek var:
Halkın iradesi.
Siyasetçiler değişebilir.
Partilerin isimleri değişebilir.
Liderler değişebilir.
İttifaklar kurulabilir, bozulabilir.
Ancak sandıkta halkın verdiği karar değişmediği sürece, hiçbir siyasi hesap kalıcı değildir.
Halkın seçimine ve halkın iradesine saygı duyulmadığı sürece, partilerin adı Yeni Parti de olsa, eski CHP de olsa, iktidar da muhalefet de olsa sonuç değişmez.
Çünkü sandık, bütün siyasi hesapların son durağıdır.
Ve unutulmamalıdır:
Sandıkta son sözü siyasetçiler değil, halk söyler.


Yorumlar (0)