Mazlumlar Zalimleri Yenecek
"Mazlum milletler, zalimleri bir gün mahv ve yok edecektir. O zaman dünya yüzünden zalim ve mazlum kelimeleri kalkacak, insanlık kendisine yakışan bir toplumsal hale mazhar olacaktır" Mareşal Mustafa Kemal Atatürk
"Mazlum milletler, zalimleri bir gün mahv ve yok edecektir. O zaman dünya yüzünden zalim ve mazlum kelimeleri kalkacak, insanlık kendisine yakışan bir toplumsal hale mazhar olacaktır"
Mareşal Mustafa Kemal Atatürk
Olmaz olmaz, deme; olmaz, olmaz...
İşte o da oldu.
Bir devlet başkanı başka bir devletin başkanını kaçırdı.
Ağaca ipi atıp ilmiği hazırladı.
Ülkesine el koyduğunu, kendisinin yöneteceğini söyledi.
Demokrasi, hürriyet, refah getireceğini öne sürdü.
Reis kovboya kükreyemedi, “Heeeeyt!”.
AB, NATO ülke yöneticileri de kükreyemiyor.
Miyavlıyorlar: “İtidalli olun”, “o zaten diktatör, meşru değil, suçlu”...
Neyin itidali? Neyin suçlusu? Sen davacı, savcı, avukat, hakim, gardiyan, cellat mısın?
Mafya babası!
“Ya malını ya canını”...
“Var mı bana yan bakan?!.”
Haraç istiyor. Yer altı yer üstü; deniz altı deniz üstü zenginliklerini vermezsen...
Saldırıyor, alıp götürüyor, malına, mülküne el koyuyor ve “artık burayı ben yöneteceğim” diyor.
Sırada kimler var?
Kolombiya, İran, Türkiye, Danimarka... Daha, daha...
Mücadele mi, boyun eğme mi?
Eğilen boyuna vuran çok olur.
Dik duracaksın.
Türkiye’ye de hürriyet, demokrasi, refah getirmeye kalkar mı?
Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen Alsancak!
Çin, Rusya, İran, Küba, Güney Amerika ülkeleri ve dünya halkları kükredi. Dünya halkları ayakta. Her yerde protesto gösterileri yapılıyor.
AB, NATO ülke yöneticileri miyavlamıyorlar bile, “Mır... Mır... Mır”.
Susma! Sustukça sıra sana gelecek!
Tarafımızı seçmek zorundayız.
“Ne şiş yansın, ne kebap” olmaz...
Korkma, korkunun ecele faydası yok.
To be or not to be. That is the question. Olmak ya da ölmek; işte mesele bu.
Sırtını okşadı, makas aldı, “sen seçim hilelerini iyi bilirsin, sana
meşruiyet veriyorum” dedi. İişaret parmağını sallıyor sana, anlıyor musun?
İçerde “Bu adamdan kurtulalım da nasıl olursa olsun, Sayın AB, Sayın ABD, Sayın NATO, lütfen bizi bu ‘diktatör’den kurtar” diyenler de az değil. Ayağını den al.
Kovboy saldırganlıkta diğerlerini geride bıraktı.
“Grönland’ı alacağım” diyor. Minik Danimarka miyavlıyor.
“İsveç’ten on yedi üs aldım, canına okurum” diyor. Kardeş İskandinav ülkeleri yöneticileri miyavlıyor.
“Kanada’da, Panama’da, Ortadoğu’da, Doğu Akdeniz’de ve hatta kutuplarda gözüm var”...
“Irak’ı, Suriye’yi böldüm, Barzanistan’ı, Öcalanistanı kurdum; “Kürdistan” diye ikinci İsrail kuracağım”...
Kuçu kuçular, kuklalar, Quislingler fingirdiyor, kıkır kıkır sırıtıyor. Şımardıkça şımarıyor.
Halkımız kükrüyor, dünya halkları ayakta.
Bakmayın çapulcu saldırganlıklara; Emperyalizm ve işbirlikçileri kendi sonlarını hazırlıyor.
Artık birlikte kükreme, Emperyalizme karşı kenetlenme zamanı.
Atalarımız ne diyordu?
Ya istiklal ya ölüm!.
Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz!
Mazlumlar zalimleri yenecek!
YENECEK!
YENECEK!

