Metin Ergun’dan Bakanlığa Kayıp Çocuk Tepkisi: “Veri Yoksa Kurtaramazsınız!”
İYİ Parti Muğla Milletvekili Prof. Dr. Metin Ergun, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın kayıp çocuk verilerini paylaşmamasına sert tepki gösterdi. Türkiye'de kayıp çocuk sessizliği sürüyor.
ABD’de patlak veren Jeffrey Epstein skandalı dünya genelinde çocuk istismarı ve insan ticareti ağlarını yeniden gündeme taşırken, Türkiye’de de kayıp çocuklar sorunu derinleşiyor. İYİ Parti Muğla Milletvekili Prof. Dr. Metin Ergun, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na sunduğu soru önergesine somut veri içermeyen bir yanıt verilmesine sert tepki gösterdi. TÜİK’in 2016’dan bu yana veri yayımlamadığını vurgulayan Ergun, “Bu ülke çocuklarını kaybediyor ama devlet kayıp çocuklarını sayamıyor” diyerek hükümetin çocuk politikalarındaki eksiklikleri eleştirdi.
Amerika Birleşik Devletleri’nde milyarder Jeffrey Epstein’ın çocuk istismarı ve insan ticareti ağına dair yeni belgelerin gün yüzüne çıkması, küresel çapta bir infiale yol açtı. Bu karanlık tablo, Türkiye’de yıllardır kanayan bir yara olan kayıp çocuklar ve çocuk güvenliği meselesini bir kez daha kamuoyunun öncelikli maddesi haline getirdi. İYİ Parti Muğla Milletvekili Prof. Dr. Metin Ergun, bu kritik süreçte Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na sunduğu soru önergesiyle, devletin elindeki güncel verilerin şeffaflığını sorguladı. Ancak Bakanlıktan gelen yanıtın sayısal verilerden uzak ve genel ifadelerle sınırlı kalması, "hesap verebilirlik" tartışmalarını alevlendirdi. Muğla haber ve siyaset dünyasında yankı bulan bu gelişme, özellikle 6 Şubat depremleri sonrası kaybolan çocukların akıbetine dair endişeleri de tırmandırdı.
Bakanlıktan Verisiz Yanıt: Sayılar Nerede?
Prof. Dr. Metin Ergun, Bakan Mahinur Özdemir Göktaş’ın yanıtlaması istemiyle verdiği önergede; 2016-2024 yılları arasında kaybolan çocukların sayısını, yaş ve cinsiyet dağılımlarını, suç kaydı bulunan vakaları ve deprem bölgesindeki çocukların durumunu sormuştu. Bakanlık tarafından gönderilen cevabi metinde ise somut bir istatistik paylaşılmak yerine, çocukların korunmasına yönelik yürütülen genel çalışmalardan bahsedildi. Bu durumun kabul edilemez olduğunu belirten Ergun, devletin elinde şeffaf veri bulunmamasının, çocukları koruma kapasitesini zayıflattığını ifade etti. Ergun, "Veri yoksa yönetemezsiniz, veri yoksa kurtaramazsınız" diyerek, Bakanlığın tutumunun sorunu çözmekten çok üzerini örtmeye yönelik olduğunu savundu.
Tüik Ve Kamusal Sessizliğe Sert Eleştiri
Türkiye’de çocuk güvenliği politikalarındaki yapısal sorunlara dikkat çeken Ergun, TÜİK’in 2016 yılından bu yana kayıp çocuklara dair herhangi bir istatistik yayımlamadığını hatırlattı. Kamusal sessizliğin ve verilerin gizlenmesinin, istismar ve insan kaçakçılığı gibi suçların boyutunun anlaşılmasını imkansız kıldığını vurgulayan Ergun, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada hükümete yüklendi. Çocuk hakları savunucuları ve sivil toplum kuruluşları da Ergun’un bu çıkışını destekleyerek, verilerin paylaşılmamasının toplumsal farkındalığı körelttiğini ve suçlular için gri alanlar yarattığını belirtti. Özellikle büyük felaketler sonrası çocukların güvenliğini sağlamak için devletin en temel görevinin "sayabilmek ve takip edebilmek" olduğu bir kez daha hatırlandı.
Kaç Çocuğumuz Kayıp Sorusuna Yanıt Bekleniyor
Epstein skandalının dünyayı sarstığı bir dönemde, Türkiye’nin kendi içindeki kayıp vakalarına karşı sessiz kalması, uluslararası standartlarda da eleştiri konusu oluyor. Muğla milletvekili Metin Ergun’un ısrarlı takibiyle gündemde kalan "Kaç çocuğumuz kayıp?" sorusu, sadece bir bilgi talebi değil, aynı zamanda bir ulusal güvenlik ve vicdan meselesi olarak görülüyor. Uzmanlar, deprem sonrası kaybolan çocukların akıbetinin belirsizliği ve genel kayıp çocuk sayısındaki gizem çözülmeden, kapsamlı bir çocuk koruma programı oluşturulmasının mümkün olmadığını belirtiyor. Kamuoyu şimdi, Bakanlığın bu eleştiriler karşısında daha şeffaf ve veri odaklı bir açıklama yapıp yapmayacağını merakla bekliyor.

